OZONUN CANLILAR ÜZERİNDE ETKİSİ ;
Ozon çok çabuk reaksiyona girdiği için hızla tükenir ve oksijene dönüşür. Ayrıca, ömrü sınırlıdır; reaksiyona gireceği hiçbir şeyin olmadığı tamamen steril ortamlarda dahi, kendiliğinden bozularak oksijene dönüşür. Bu yüzden depolanamaz; kullanılacağı yerde ve zamanda üretilmelidir.
Kendiliğinden bozulması ve yok olması "yarı ömür" olarak ifade edilir. Yarı ömür, konsantrasyonunun yarıya düşmesi için gereken süredir. Bu süre havanın sıcaklığına göre değişkenlik gösterir. Düşük sıcaklıklarda ömrü uzundur, birkaç saat civarındadır. Ancak, steril ortamda elde etmek çok zor olduğu için, suda veya havada, çok daha kısa sürelerde, konsantrasyon hızla düşer ve sıfıra iner.
İnsanlar ve hayvanları üzerinde ise, zararlı etkisi hemen hiç yoktur.İnsan ve hayvanlarda, burun, geniz, göz, ciğerler gibi mukoz dokularda tahriş etkisi olabilir.Ancak bu durum FDA raporlarıyla knsantrasyon miktarları ve süreleri satndarda bağlanmıştır.
Ozonun bitkiler üzerinde zararlı bir etkisi görülmemiştir.
NASIL ETKİ ETMEKTEDİR:
Oksijen doğada iki oksijen atomundan meydana gelen bir molekül olarak bulunur. Soluduğumuz havada %21 oranında bulunmaktadır. İki atomun bir oksijen molekülü, çok özel şartlar altında oluşan bir oksidasyon süreci sonucunda, üçüncü bir oksijen atomunu alarak, üç atomlu bir ozon molekülü oluşturur. Bu üçüncü oksijen atomu, çok zayıf bir bağ ile bağlandığından her fırsatta molekülden ayrılmaya meyillidir. Molekülden ayrıldığından tek başına kalan oksijen atomu, son derece aktiftir ve ortamda bulunduğu her maddeyi oksitler. Havada uçuşan mikroorganizmalara yapışarak hücre duvarlarının parçalanmasına ve böylece ölüp çökmelerine neden olur. Tamamen steril bir ortamda ise, benzer bir atom ile birleşerek iki atomlu normal bir oksijen molekülü meydana getirir.Mikroorganizmaların tamamını etkiler, yok eder. Bu, dezenfeksiyon etkisidir.
Bir çok molekülü parçalar, oksitler, değiştirir. Bu etki ile, deodorizma yani, koku giderici görevi yapar.
Ortamda bulunan ağır metalleri, solvent buharlarını, zehirli gazları oksitleyip bozarak, kanserojen ve diğer zararlı etkilerini yok eder.
Ozon flokülant etkiye sahiptir yani, havadaki sigara dumanı, ince tozlar ve benzer nano partikülleri birleştirip çöktürür. Aynı deodorizma ve flokülant etkilerini suda da gösterir.
OZONUN KOKULARA ETKİSİ:
Hayvan kokularını,
Banyo kukularını,
Sigara kokularını,
Alkol kokularını,
Boya kokularını,
Kömür kokularını,
Benzin kokularını,
Medikal kokularını,
Yangın kokularını,
Halı kokularını,
Lağım kokularını,
Küf kokularını,
Yemek kokularını,
Su kokularını,
Karbon monoksit kokularını,
Balık kokularını,
Soğan kokularını,
Sarımsak kokularını,
Çöplük kokularını,
Hastane kokularını,
Leş kokularını,
Yağ kokularını,
Yanık yemek kokularını,
Et,tavuk ve balık kokularını,
Arıtma tesisi kokularını,
Propan gazı kokularında kesin sonuçlar alınmıştır.
OZONUN HAVA SANİTASYONUNDAKİ ETKİSİ:
Merkezi iklimlendirme ( klima santralleri ) , ortam havası koku ve bulaşıcı hastalıkları okside etme gücü :
Yüksek reaktivitesi sayesinde çeşitli organik ve inorganik molekül ve atomlar ile reaksiyona girerek onları oksitler.Bu reaksiyonlar sonucunda havadaki bakterileri ve mikropları etkisiz hale getirerek sterilizasyon sağlanmış olur.Reaksiyon başladıktan sonra ortamdaki hava sıcaklığına göre 5 dakika ile yarım saat içinde ozon molekülleri oksijene dönüşmeye başlar .Bu özelliği sayesinde ozon diğer dezenfektan maddelerinin aksine atık madde bırakmaz ve yan ürün oluşturma riski taşımaz.
Ozonla yapılan çalışmalar sonucunda , ozonun güçlü bir oksidan olması sayesinde suda ve havada ;
1-Mikrop kırıcı olarak ,
2-Koku giderici,
3-Ortamı kirleten pek çok organik molekülün yok edicisi olarak kullanılabileceği ispat edilmiştir.
Ozon jenaratörlerinin geliştirilmesi günümüzde ozon kullanım alanını, hızla genişletmektedir.Ozon bilinen bütün virüs, bakteri, mantar, maya ve küf çeşitleri için yok edici etkiye sahiptir.Bu nedenle hastane, otel, konferans salonu, okul ve insanların yoğun olarak bulunduğu ortamların sterilize edilmesinde kullanılır.Ayrıca ozon kullanımı klima santralleri ve soğutma kulelerinde oluşan Legıonella hastalığını, bu tür mekanlarda insanların hava yolu ile birbirlerine bulaştırabileceği hastalıkları da engellemektedir.Ortamdaki hava kirliliği ve kötü kokuları yok etmesi sayesinde , insanlarda ferahlık ve zindelik hissi yaratır
OZONUN MİKROPLARA ETKİSİ:
Ozon tarafından bakterilerin inaktivasyonu kompleks bir süreçtir.Çünkü ozon proteinler, doymamış yağlar ve hücre membranlarındaki solunum enzimleri,hücre zarlarındaki peptidoglikanlar, sitoplazmadaki enzimler ve nukleik asitler ile spor ceketleri ve virüs kapsidlerindeki peptidoglikanı da içeren birçok hücre yapılarına zarar verir. Diğerleri OHَ ,O2 َ ve HO3َ gibi ozon yıkımının reaktif yan ürünlerinin antimikrobiyal aktivitesini vurgularken bazı araştırıcılar moleküler ozonun mikroorganizmaların başlıca inaktivatörü olduğu sonucunu çıkardılar.
Hücre zarları : Ozon polidoymamış yağ asitleri,membran bağımlı enzimler,hücre içeriğinin dışarı sızmasına yol açan glikoproteinler ve glikolipidler dahil hücre zarının çeşitli komponentlerini oksidize eder ve sonunda hücre lizisine yol açar (Scott and Lesher 1963; Murray and diğerleri 1965). Doymamış yağların çift bağları ve enzimlerin sülfidril grupları ozon tarafından oksidize edildiğinde hücre permeabilitesi dahil normal hücresel aktivitenin bozulması vehızlı ölüm ortaya çıkar. Dave (1999) transmisyon elektron mikroskobu mikrografiklerinde gözlemlediği kadarıyla sulu ozon ile Salmonella enteritidis’e müdahale ettiğinde hücre membranlarının bozulduğunu buldu.
Bakteriyal spor ceketler : Foegeding (1985) ceket proteinleri çıkarılmış Bacillus cereus sporlarının bozulmamış sporlarla karşılaştırdığında ozon tarafından hızlıca inaktive edildiğini buldu. Araştırıcı spor ceketin ozona karşı başlıca koruyucu bir bariyer olduğu sonucunu çıkar-dı.Son zamanlarda, Khadre and Yousef (2001) Bacillus subtilis sporlarına sulu ozon ile müdahale ettiklerinde dış taraftaki sporların büyük oranda bozulduğunu buldular.
MANTAR ;
Aspergillus candidus
Aspergillus flavus (sarımsı-yeşil)
Aspergillus glaucus (mavimsi-yeşil)
Aspergillus niger (siyah)
Aspergillus terreus, saitoi & oryzac
Botrytis allii
Colletotrichum lagenerium
Fusarium oxysporum
Grotrichum
Mucor recomosus
Mucor piriformis
Oospora lactis (beyaz)
Penicillium cyclopium
P. chrysogeum & citrinum
Penicillium digitatum (zeytin yeşili)
Penicillium glaucum
Penicillium expansum (zeytin yeşili)
Penicillium egyptiacum
Penicillium roqueforti (yeşil)
Rhizopus nigricans (siyah)
Rhizopus stolonifer
VIRUS ;
AIDS
Adenovirus (type 7a)
Coxackie A9, B3, & B5
Cryptosporidium
Echovirus 1, 5, 12, &29
Encephalomyocarditis
Hepatitis A
GD V11 Virus
Onfecttious hepatitis
Influenza
Polio virus (poliomyelitus) 1, 2 & 3
Rotavirus
Tobacco mosaic
Vesicular stomatitis
MAYA ;
Baker's yeast
Candia albicans-all forms
Common yeast cake
Saccharomyces cerevisiae
Saccharomyces ellipsoideus
Saccharomyces sp.






